Çarşamba, Eylül 26, 2007

IQ v e uluslarin zenginligi 2

IQ ve Uluslarin Zenginligi 1

Butun kitabin ozeti olacak grafik iste bu. X ekseninde ulkelerin ortalama IQ'lari, y ekseninde de gercek GSMH'lari var. Benim ilk ilgimi ceken sey en dusuk IQ'ya sahip olan Ekvator Gine. 48 10-14 yasindaki cocukla yapiln IQ testi sonucu bu ulkenin ortalama IQ'su hesaplanmis. Bu kadar kucuk bir orneklemenin istatistiksel degerini zaten geciyorum. Ama bir ulkenin ortalama IQ'su nasil 59 olabilir? Ulkenin %22.5'u 30-50 IQ arasinda demektir. 50 altindaki IQ su anda kullanilmayan eski bilmsel terimiyle embesil gurubuna giriyor ve egitilmesi olanaksiz. Yarisindan cogunun normal bir egitim almak icin kapasitesi yeterli degil. Boyle bir ulke nasil var olabilir? Yazarlar bunu hic mi dusunmemis?

.

1992 yilinda Sahin ve Duzen'in 2277 6-15 yas cocuk uzerinde yaptigi IQ testine gore Turkiye'nin ortalama IQ'su 93 cikmis. Ama bu 1979 yilindaki Ingiltere testlerine gore standardize edildigi icin aradaki 13 yil farktan dolayi 90 olarak duzeltilmis. Bu duzeltme olayini aciklamak gerek.
Ulkelerin ortalama IQ'su her on yilda ortalama olarak 3 puan artiyor. Buna Flynn etkisi deniyor. Bu beslenme sartlarinin iyilesmesine ve egitim olanaklarinin artmasina baglaniyor. Turkiye'deki test Ingiltere'den 13 yol sonra yapildigi icin de bu duzeltme yapiliyor. Bu da bizi kitabin en buyuk cikmazina getiriyor. IQ'yu gelismislik farklarinin kaynagi olarak goruyorlar ama zenginligin IQ'ya olan etkisini yok sayiyorlar. Milli gelir ve IQ arasinda olumlu bir ilski var ama hangisi hangisinin kaynagi bunu gosteremiyorlar. Eger bunu gercekten yapmak isteselerdi gelismisligin IQ uzerindeki etkilerini analizlerinde kontrol etmeye calisirlardi. Mesela bu Flynn etkisi duzeltmesini ters olarak yaparlardi. Turkiye'nin 1992 yilindaki IQ'su 93mus. Atiyorum Ingiltereni 1960 yili GSMH'si Turkiye'nin 1992 yili GSMH'sina esit. O zaman Turkiye'nin IQ su 93+(1979-1960)/10*3=99 olarak hesaplanmali 90 olarak degil. Bu yontem cok dogru bir yontem olmayabilir ama kitaptaki yontemden cok daha iyi. Hesaplamlar bu sekilde yapilsa tabi yazarlar istedikleri sonuclara ulasamazlardi.

Yazarlarin sebep sonuc ilislileri, bagimsiz ve bagimli degiskenler konularinda kafalari cok karisik. Peru ve Uruguay'in milli gelirleri IQlarina oranla cok dusuk cikmis (s 105). Bunun nedenini olarak o ulkelerdeki yuksek enflasyon olarak acikliyorlar!

Asyalilarin IQ'lari cok yuksek olmasina ragmen neden ancak son 15 yilda kalkinmaya basladiklarini aciklayamiyorlar.

Teorilerinden biri de ortlama IQ'nun dusuk oldugu ulkelerde liderlerin IQlarinin da dusuk oldugu ve bu yuzden geri kaldiklari yonunde. Yazarlara gore Lenin Adam Smith'i anlayacak kapasiteye sahip degilmis (s 162)!!!

Bu IQ ve gelismislik konusu gercekten ilginc bir konu. Keske bu konuyu irkciligin kiyisinda gezen, art niyetli iki adam yerine Freakonomics'in yazarlarindan Steven Levitt gibi biri arastirsa.

Pazartesi, Eylül 24, 2007

Bütün Müslüman kadinlarin basini orttugunu bilmenin güzelliğini yaşıyoruz

Zaman gazetesi Sanatçı Ertuğrul Erkişi ile bir roportaj yapmis. Roportaj su sekilde bitiyor:

"Ramazan'dan sonra oruç tutsanız bile o hoşluğu hissedemiyoruz. Mübarek ayın insana verdiği farklı bir hal var. Bu zannediyorum, toplu halde ibadet etmenin, bütün Müslümanların oruç tuttuğunu hissetmenin verdiği bir güzellik."

Roportaji bu sekilde okusam herhalde takilmaz gecerdim. Ama ben ilk once basligi okudum. Koskoca roportajdan bir cumle cekip elestirmeyi dogru bulmuyorum. Ama o tek cumle baslik olunca takilip kaliyorum:

"Bütün Müslümanların oruç tuttuğunu bilmenin güzelliğini yaşıyoruz"

Butun muslumanlar oruc tutuyor, demek ki tutmayanlar musluman degil. Mahalle baskisindan cok once ulusal gazetelerimizde basliyor baski. Bir de bunun sinsice yapilis sekli daha da rahatsiz edici. Hocaefendileri dinler arasi diyalogu, hosgoruyu pazarlayip duruyor. Obur eliyle de kimin musluman kimin olmadigina karar veriyor.

Bu sinsice tavirlar yerine adam gibi durusu olanlara daha cok saygi duruyorum. Mesela kurantekrehber YunusEmre'yi ve diger TASAVVUFÇULARI PEYGAMBERLERE MÜMİNLERE VE İSLAM DİNİNE SALDIRMAKLA sucluyor
. Ama Zaman tayfasi bir taraftan oruc tutmayanlari muslumandan saymiyor obur taraftan Yunus soylemis ne guzel soylemis zevzekiligine giriyor.

Zaman gazetesinin bir sonraki basligini hazirladim.

Bütün Müslüman kadinlarin basini orttugunu bilmenin güzelliğini yaşıyoruz.

Cuma, Eylül 14, 2007

hirsiza hirsiz diyememek

Hurriyet'ten bir haber:

2003 yılında Konya Selçuk Üniversitesi’nde yaşandı. İddiaya göre, Matematik Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Durmuş Bozkurt ile doktora öğrencisi Kerem Yamaç, aynı bölümde çalışan Prof. Dr. Haydar Bulgak ve eşi Dr. Ayşe Bulgak’ın uluslararası bilim dergilerinde yayımlanan iki makalesinden kaynak belirtmeden alıntı yaptı. Bu metinler Applied Mathematics and Computation’da yayımlandi.

Bozkurt'un savunmasi:

Aslında tez konusu [Yamac'in], uzmanlık alanım dışında. Dolayısıyla anlamam mümkün değil. Yine de 6 ay tez danışmanlığı yaptım. Yamaç benden habersiz yayınlar yaptı, tezle ilgili bilgim yoktu.

Bir makalede isminizin gecmesi icin sizin dergiye , bu calismaya onemli katkilarda bulundum ve calismanin butunuyle ilgili sorumluluk kabul ediyorum anlaminda bir yazi imzalayip gondermeniz gerekir. Ornek

Bozkurt'tan habersiz onun ismiyle yayin yapilmasi icin imzasinin taklit edilmesi gerekir. Bozkurt'un Yamac'i dava etmesi Bulgak'lardan da ozur dilemesi gerekirdi. Oyle olmamis. Yani Bozkurt'un ozru kabahatinden buyuk. En iyi ihtimalle hic bir katkisinin olmadigi bir makalede haksiz yere yazar olmus.

Bu olay ortaya cikince ne oluyor peki?

Bu arada Prof. Dr. Bozkurt terfi etti, Ayşe Bulgak’ın ise işine son verildi. İki yıl açıkta kaldı. Mahkeme kararı ile döndü. Nanoteknoloji konusunda uluslararası şöhrete sahip Prof. Dr. Haydar Bulgak, bu olaydan sonra kampus dışına, Seydişehir, Karaman ve Ereğli’yi sürüldü. Ders saatleri azaltıldı, hatta lisans dersleri verilmedi.

Hirsizlari sistemden temizleyemezseniz onlar sizi temizler.

Pazartesi, Eylül 10, 2007

hirsiza hirsiz demek

NTV'den bir haber: Turk fizikcilerin akademik vurgunu ( NTV'ye dogrudan baglanti veremdim. Baska bir baglanti). Got bacak gazetelerimiz Hurriyet ve Milliyet'te bu haber su anda yok.

ODTU'de Mustafa Saltı ve Oktay Aydoğdu adli iki arastirma gorevlisi arXiv.org adli online akademik dergide 22 ayda 40 makale yayinlamislar. Hocalari Ayse Karasu bunlarin yazili ve sozlu sinavlardaki basarisizliklarindan dolayi boyle bir kapasiteye sahip olmadiklarini farketmis. Makalerini incelemis ve hepsinin intihal oldugunu anlamis. Durumu dergiye de bildirmis. Dergi yazilari kaldirmis. ODTU de iki donem okuldan uzaklastirma cezasi vermis. Bu cezaya ODTU'den Doc. Sarioglu'nin yorumu

“Akademik dünyada yapılabilecek en büyük günah ve en büyük suç intihaldir ve bunun cezası dünyanın her yerinde üniversiteden atılmaktır. Dünyanın bütün normal üniversitelerinde bu insanlar kapının önüne konur ve bir daha asla herhangi bir üniversiteden içeri giremez ve herhangi bir üniversiteden maaş alamazlar. Ama bu şahıslar 9 aydır üniversiteden maaş alıyorlar.”

Bence ceza yerindedir. Okuldan atilirlarsa, akademik unvanlari ellerinden alinirsa ileride nasil rektor olurlar?

Bu halti edenler dogal olarak yapabilecekleri tek sey olan sacmalama, ortalik bulandirma islerine basliyorlar. Kisisel husumet, ozel ders, vizir, vizir......

Bu iki adam ODTU'ye 35. madde ile gelmisler. Yani su anda maaslarini Mersin universitesi oduyor. YOK tarafindan ODTU'ye yerlestiriliyorlar. Doktoralari bitince otomatik olarak Mersin Universite'sinde hocaliga baslayacaklar. Vatana millete hayirli olsun.

Uzaklastirma kararini dava edeceklermis.. Hatta arxiv'i de dava edeceklermis. Zor dava ederler. Tabi Amerikan dergisini Turkiye'de dava edebilirler. Yargimiz baska sarlatanlarin istegiyle wordpress'e Turkiye'den ulasimi kapattigi gibi arxiv'e de TR'den ulasimi kapatir biz de oz Turk bilimini yabancilarin "kisisel husumetleri"nden koruruz.

NTV'deki haberden devam

“Biz bir şey çalmadık, sadece atıf yaptık” diyen Aydoğdu, literatürde aynı teknikle yazılmış çok sayıda makale olduğunu da iddia etti.



EK:Bu blog olayi bastan beri takip etmis. Olayin taraflari ile konusmus, yorumlarini yayinlamis (11 Eylul).


Kullandiklari teknigi orneklendirip bu yaziyi klavyeyi kirmadan bitireyim. Gideyim bir dalasayim temiz hava alayim.
Arstechnica'dan

Salti Aydogdu Korunur 2006

1. Introduction
Randall and Sundrum [1, 2] introduced a model that captures some of the essential
features of the dimensional reduction of eleven-dimensional super-gravity proposed by
Ho˜rava andWitten [3, 4]. The second Randall-Sundrum scenario [2] is a five dimensional
anti-de Sitter bulk spacetime with an embedded Minkowski 3-brane where matter fields
Brane-World Black Holes and Energy-Momentum Vector 2
are confined and Newtonian gravity is effectively re-produced at low energies [5]. The
second Randall-Sundrum scenario was generalized to a Friedmann-Robertson-Walker
brane, shoving that the Friedmann equation at high energies gives H2 ∼ ρ2, in contrast
with the general relativistic behavior H2 ∼ ρ [6, 7, 8].


Compos et al 2003

I. INTRODUCTION
...
Randall
and Sundrum [1, 2] proposed a model that captures some
of the essential features of the dimensional reduction of
eleven-dimensional supergravity introduced by Hoˇrava
and Witten [3, 4]. The second Randall-Sundrum (RS2)
scenario [2] is a five-dimensional Anti-de Sitter (AdS5)
“bulk” spacetime with an embedded Minkowski 3-brane
where matter fields are confined and Newtonian gravity
is effectively reproduced at low energies. The RS2 scenario
was generalized to a Friedmann-Robertson-Walker
(FRW) brane, showing that the Friedmann equation at
high energies gives H2 ∼ ρ2, in contrast with the general relativistic
behaviour H2 ∼ ρ [5, 6, 7, 8].

Salti Aydogdu Korunur 2006

3. RELATIVE ENERGY IN TELEPARALLEL GRAVITY
Teleparallel theories, whose basic entities are tetrad fields haμ (a and μ are SO(3,1) and
space-time indices, respectively) have been considered a long time ago by Møller [36]
in connection with attempts to define the energy of the gravitational field. Teleparallel
theories of gravity are defined on Weitzenb¨ock space-time [37], which is endowed with
the affine connection 􀀀
μ = ha∂μha and where the curvature tensor, constructed out
of this connection, vanishes identically. This connection defines a space-time with an
absolute parallelism or teleparallelism of vector fields [38]. In this geometrical framework
the gravitational effects are due to the space-time torsion corresponding to the above
mentioned connection. As remarked by Hehl [39], by considering Einstein’s general
relativity as the best available alternative theory of gravity, its teleparallel equivalent
is the next best one. Therefore it is interesting to perform studies of the spacetime
structure as described by the teleparallel gravity.
The super-potential of Møller’s in teleparallel gravity


Rocha-Neta et al 2003

Teleparallel theories of gravity, whose basic entities are tetrad fields eaμ ( a and μ
are SO(3, 1) and space-time indices, respectively) have been considered long time ago
by Møller [1] in connection with attempts to define the energy of the gravitational field.
Teleparallel theories of gravity are defined on the Weitzenb¨ock space-time [2], which is
endowed with the afinne connection 􀀀
μ = ea∂μea and where the curvature tensor,
constructed out of this connection, vanishes identically. This connection defines a spacetime
with an absolute parallelism or teleparallelism of vector fields [3]. In this geometrical
framework the gravitational effects are due to the space-time torsion corresponding to the
above mentioned connection.