Salı, Kasım 14, 2006

Amerika'da belgeselcilik

Iki ay once History Channel'da "The Ottoman Empire: The War Machine", "Savas Makinesi Osmanli Imparatorlugu" adli bir belgeselin yayinlanacagi duyuruldu. Yayin gunu oturduk beklemeye basladik. Program cikmadi. Satisa cikacak olan DVD satistan kaldirildi. Bir ay sonra Ermeni Soykirimini anlatan bir kisim eklenip ancak gosterime sunuldu. Neyse konu bu degil. Belgeseli sonunda seyrettik. Gayet guzel bir belgeseldi. Tarafsiz oldugunu da dusunuyorum mesela yenicerilerin nasil zorla ailelerinden devsirildigini de anlatti, saglanan imkanlardan dolayi bazilarinin cocuklarini nasil devsirme olmasi icin ugrastigini da.

Osmanli tarihi uzerinde uzman, dunyanin dort bir tarafindan tarihciler odalarinda sira sira kitaplarinin onunde konustular. Turkiye'den tek bir tarihci konustu. Fatih universitesinden genc bir hoca. Butun konusmalar surlar onunde yapilmisti. Diger tarihciler Osmanli'nin devlet yapisi felsefesi gibi konulari anlatirken Turk tarihci Ulubatli Hasan turunden yari hikaye yari mit olaylari anlatti.

Benim acayip sinirlerimi bozdu bu durum. Turkiye'de Osmanli tarihini
Ulubatli Hasan seviyesinden aciklamaya calisan tarihci yok mudur? Arabana sar. Bu konusan tarihci onlardan miydi? Bilmiyorum. Belki onlardan, belki sadece bir ara gaza gelmis anlatmis belgeselciler de tutmuslar onu koymuslar. Turkiye'de cok daha tecrubeli, akli basinda, bilimsel yayinlari guclu tarihciler yok mu? Elbette var. Ama akilli adam kontenjani yurtdisindan doldurulmus bize de masalci dede kontenjani kalmis. Iste Turkiye imaji boyle olusuyor. Olusturuluyor.

5 comments:

YesilErik dedi ki...

Ayni seyi ben de dusundum bu genc tarihci hakkinda. Ozellikle Istanbul fethedilmeden onceki olaylari anlatirken sehre hala Istanbul diye hitap etmesi buyuk bir fiyaskoydu bence. Bir tarihcinin daha ozenli olmasini beklerdim. Turkiye'den danisacaklari baska tarihcimiz mi yoktu?
Onun disinda belgesel genel olarak bence de basariliydi. Ermeni meselesi biraz yanliydi, ama biraz. Sagolsunlar en azindan bir "debate" durumu oldugunu soylediler. Bu arada Amazon'dan baktim ama dvdsi hala satista gorulmuyor. Bu yayinlanma olaylarindan hemen once satiliyormus oysa.

erol dedi ki...

basit olayı karmaşık hale getirmeye gerek yok. dogu-batı farkı. O adam meşhur olmak ugruna ve kendi reklamı icin bilerek tezgaha gelmiş.

şimdi kendini seyredince yanlış yaptıgını mı düşünüyor yoksa büyük tarihci oldugunu mu.Son cümlen meseleyi cözüyor. ALEYHİMİZE.

Musemma dedi ki...

Var, Turkiye'de cok aklibasinda tarihciler var, yalniz bunlarin cogu düsündüklerini düsündükleri gibi söyleme lüksüne sahip degildir. Ermeni "soykirimi"yla ilgili o aklibasinda tarihciler ne zaman agizlarini acsa bir taraf oluverirler, istemedikleri halde, kendilerince duruma "bilimsel" yaklasirken bozguna ugratilirlar, bu sebepten cogu da kendi arastirmalarini kendi kaplarinda yogurur, kendi gibilerle paylasir ve uzatilan mikrofonlara pek yuz vermezler. Bu yuzden bu insanlari cogu kisi bilmez, yok sanirlar boylelerini. Halbuki varlar, ancak benim gördügüm kadariyla cogu "luzumsuz" Don Kisotluk yapmanin alemini görmüyorlar. Ben de merak ettim sadece adi Fatih Universitesnden mi birini bulmuslari kim kurmus kontagi, baska biri yanasmamis mi? Belki de sorup ögrenmek lazim dogrudan, tahmin yurutmektense.
Ayrica Osmanli gibi bir devlete, savas makinasi diye bakarsak öyle görüyoruz, adalet ülkesi diye bakarsak öyle, zalimler memleketi dersek öyle görünüyor, nasil bakarsak onu görüyoruz, hem ömrünün uzunlugu hem de topraklarin genisligi yuzunden. Tarihin en tehlikeli tarafi boyle bir sey iste, kim nasil bakarsa öyle görür. Bütün bu karmasanin icinden saglam bir bilgiye ulasmak cogunlukla imkansiz, bu yuzden de bilimden sayilmaz kendisi, sahsen ben de saymiyorum.

daginikkafa dedi ki...

Ne guzel konuymus bu ya. Uc degisik insandan yorum geldi. Blogdaki toplam yorum sayisi yuzde elli artti.

yesilerik: Ermeni meselesi ile ilgili kisim zaten tamamen sonradan eklenmis bir kisimdi. ben cok daha kotu olmasini bekliyordum.

erol: ben o Fatih universitesinden olan tarihci uzerinden cok tartismak istemiyorum konuyu. Heryerde oyle adamlar bulunur. Rahatsiz eden kismi Turkiye'den sadece onun secilmis olmasi.

musemma: Savas makinesi Osmanli makinesi sadece carpici bir baslikti. Klasik medya taktigi. Ama belgeselin cok daha duzgun bir icerigi vardi genel olarak.

Ahmet S. Erhan dedi ki...

Bu ülkede çok iyi tarihciler özellikle Osmanlı tarihcileri olduğunu biliyorum. İlk aklıma gelen ve belki sizin de hatırlayacağınız en son Topkapı Müdürlüğü'de yapan İlber Ortaylı Hoca. Kendisi halen TRT2'de program yapmakta. Bence 600 yıllık bir tarihi 1 ya da 2 saatlik belgesele sığdırmaya çalışmak zaten pek akıl karı bir iş değil. Örnek vermek gerekirse Osmanlı ordusunun 1. Viyana kuşatmasında tedarik zinciri yönetimi bence şu an bile yapılması çok güç bir proje ve sadece bu konuyu bile anlatacak saatlere ihtiyac vardır. Bu nedenle bu tür belgeselleri pek ciddiye almamanızı ve şu herşeyi hap haline getirip tüketelim zihniyetinden biraz sıyrılmanız dileğindeyim.
Bunlar sadece magazinsel tarihten, ne yazık ki bilimde de magazinciler var, ileriye gidemeyen çalışmalardır.